İlk blogumu açtığım gün üç saatimi sadece platform seçmeye harcadığımı hatırlıyorum. Bir arkadaşım "WordPress kur, gerisi kolay" dedi, başka biri "Medium'da yazmaya başla, teknik işlerle uğraşma" diye ısrar etti. İkisini de denedim, arada Blogger'ı da kurcaladım. Bugün geriye dönüp baktığımda asıl sorunun "hangisi daha iyi" değil, "benim şu andaki hedefime hangisi uyuyor" olduğunu görüyorum. Blog başlatma sürecinde en çok vakit kaybettiren adım burası olduğu için, kendi deneyimimden yola çıkarak üç platformu yeni başlayan birinin gözünden karşılaştırmak istiyorum.
Platform seçimini teknik bir karar sanıyordum, oysa tamamen niyetle ilgili. Ben ilk başta "yazdıklarım bir yerde birikSin" diye başladım; reklam, para, marka gibi hedeflerim yoktu. O dönemde en basit çözümü seçmem yeterliydi. Ama altı ay sonra kendi alan adımı istediğimde, o basit çözümü taşımak için uğraşmak zorunda kaldım.
Kendinize şunları sorun:
Bu dört soruya verdiğiniz cevap, aşağıdaki karşılaştırmanın hangi satırına odaklanmanız gerektiğini gösterir.
Burada iki farklı şeyden bahsedildiğini bilmek önemli: hazır barındırma sunan WordPress hizmeti ve kendi sunucunuza kurduğunuz WordPress yazılımı. İkincisi, yani kendi barındırmanızı aldığınız kurulum, en fazla özgürlüğü veren seçenek. Ben de bir süre sonra buraya geçtim.
Artıları benim için şöyleydi: tema ve eklenti seçenekleri çok geniş, içeriğin tamamı benim elimde, alan adı bana ait, arama motoru ayarlarını istediğim gibi düzenleyebiliyorum. Bir yazının başlığını, açıklamasını, görsel boyutunu tek tek kontrol edebilmek zamanla çok değerli hale geldi.
Eksilerini de saklamayacağım. İlk hafta panelde kaybolduğumu, hangi eklentinin gerekli hangisinin gereksiz olduğunu anlamadığımı itiraf ediyorum. Ayrıca güncellemeler, yedekler ve güvenlik sizin sorumluluğunuzda. Dosya yedekleme alışkanlığının ne kadar önemli olduğunu ilk kez burada, bir eklenti güncellemesi siteyi bozduğunda öğrendim. Sitenizin yedeğini almayı, bilgisayarınızdaki önemli dosyaları yedeklemek kadar rutin bir işe dönüştürmelisiniz.
Medium'da ilk yazımı yayınlamam on dakika sürdü. Tasarım yok, ayar yok, sadece boş bir sayfa ve yazı. Yeni başlayan biri için bu his gerçekten motive edici, çünkü teknik engeller yüzünden vazgeçme riski ortadan kalkıyor.
En sevdiğim yanı, platformun içindeki okuyucu akışı. Konuyla ilgilenen insanlar sizi kendiliğinden bulabiliyor; hiç tanınmadığınız ilk günlerde bu değerli. En rahatsız olduğum yanı ise şu: site benim değil. Tasarımı ben belirlemiyorum, okuyucu ilişkisi platformun kurallarına bağlı, kendi menümü kuramıyorum. İçeriği başka yere taşımak istediğinizde de her şey sıfırdan başlar.
Blogger'ı hafife alan çok kişi tanıyorum, ama bir Google hesabınız varsa beş dakikada blogunuz açılıyor ve hiçbir ücret ödemiyorsunuz. Bir deneme blogu için yıllarca kullandım, hâlâ ayakta. Sunucu ücreti, güncelleme, güvenlik derdi yok.
Buna karşılık tasarım ve özellik esnekliği sınırlı. Şablon düzenlemek için HTML'e girmeniz gerekebiliyor ve modern görünen bir tema bulmak zahmetli. Yine de kendi alan adınızı Blogger'a bağlayabiliyorsunuz; bu, "ücretsiz ama amatör görünmesin" diyenler için güzel bir orta yol. Google hesabınızı düzenli yönetiyorsanız, blog paneli de aynı ekosistemin içinde kalıyor, bu da işleri kolaylaştırıyor.
| Ölçüt | WordPress (kendi barındırma) | Medium | Blogger |
|---|---|---|---|
| Başlama kolaylığı | Orta | Çok kolay | Kolay |
| Maliyet | Alan adı + barındırma | Ücretsiz | Ücretsiz |
| Tasarım kontrolü | Yüksek | Çok düşük | Sınırlı |
| Kendi alan adı | Var | Kısıtlı | Bağlanabilir |
| Gelir modeli kurma | Serbest | Platforma bağlı | Reklam mümkün |
| Teknik bakım yükü | Sizde | Yok | Yok |
Yeni başlayan birine şunu söylüyorum: ilk on yazıyı hangi platformda yazdığınız çok da önemli değil, önemli olan o on yazıyı yazmanız. Bir ay boyunca haftada iki yazı çıkarabiliyor musunuz, onu görün. Ücretsiz bir seçenek